37 tüplü

sevmediğim şeyleri yakmak gibi kötü bir alışkanlığım var.
Recent Tweets @

yeryüzündeki en seksi cover. ve across the universe’ün en güzel sahnesi.

bunu bilmeyen liselidir.

peki bu filmin, yeryüzündeki en güzel filmlerden biri olması.

ercü. bebeyimsin piç <3

7. sezon finali. siz onu karanlık barlarda arayın biçız!

- napak bi elham melham bi şey okuyak di mi?

3x12’nin final sahnesiydi bu. sabah izliyordum, çok uykum gelmişti, bölüm bitsin de yatayım diye düşünürken şunu gördüm ve göğsüme bi hipopotam oturdu. bi şeye üzüldüğümde hep olduğu gibi uykum tamamen kaçtı. sonrasında olacakları öğrenmeden uyuyamazdım zaten. açtım 3x13’ü, paralel evren. yattığımda öğlen olmuştu.

beni, elimin ayağımın boşalmasına neden olacak kadar şok eden sanırım şeydi; ben hep o düşünce okuyan adamın olivia’ya gidip “peter sana aşık, raadol panpa” demesini bekledim. ben de öyle düşünüyordum çünkü. peter’ın aşık olduğu bizim olivia’ydı zaten başta. ilk başta öptüğü. ay ne bileyim işte.

bazen dışarı çıkıp hava almam gerekiyor sanırım.

3x18 finali.


şimdi, bu diziye çerezlik diyenler var, sağda solda duyuyorum. beyin kıvrımlarınıza sokarım sizin, anne babanızın kaç yıllık emeğine yazık olur. her bölüm bi cinayetin işlendiği, jane’in şakalar komikliklerle katili bulduğu bi dizi olarak görüyorsanız kapatın o bilgisayarı zaten, çünkü anca adanın ortasında kutup ayısı görünce oha yea diyebiliyorsunuz demektir. gidin lost izleyin, sonuna bok atın filan. lütfen diyorum lan?

ilk sezondaki yoğun red john muhabbetini sonraki sezon göremeyince yetememişler tam demiştim ben de, yalan söylemeyeyim. ama biraz dikkatli izleyince görünüyor, adamlar çok güzel yediriyorlar esas hikayeyi bölümlere. acaip ince işliyorlar.

apaçık bir sona bağlanan şeyleri sevemiyorum ben. izledikten sonra gireceğim internete, yazılan teorileri, yapılan tartışmaları okuyacağım. kafamdakileri değiştireceğim ya da ekleyeceğim onlara bir şeyler filan. the mentalist, çaktırmıyor belki ama tam da böyle bir dizi. bu yüzden asla çerezlik değil. diyemezsiniz. dedirtmem lan.


bugünkü sektirmemi çok sevdiğim william blake’in bir şiiriyle bitirmek istiyorum; tiger tiger bilmemne.

sevgiler.

hakkında yazmaya kalkınca boğazımı düğümlüyor bu episode hep, ama arada kaynamasın, yazık olmasın.

taa ne zamandan kalma bi draft var, öyle bir geçer zaman ki hakkında yazmıştım. ali kaptan için ne demiştim diye baktım bugün, diziyi izlerken. şöyle demişim;

"orospu evladı lafını her zaman anneleri tenzih ederek söylemişimdir, yine öyle yapacağım. ali tam bi orospu çocuğu. başlarda çok da anlaşılmıyordu. o zamanlarda da harika bi baba figürü değildi elbet ama işte biraz daha görmeye/duymaya alışık olduğumuz babalardandı. nedir işte, orta yaşa gelmiş, genç karı-kız arayışında, ya da bulmuş ve kaptırmış kendini filan. çocuklarıyla mesafeli. eşini takdir etmiyor. duygusuz, ilgisiz. ama tüm bunlara rağmen, başlarda ali’nin, kendi yanlışlarını görebildiğini düşünüyordum ben. görmesi, düzeltmesi için en ufak bi adım atmasına neden olmuyordu ama bakışlarından onu anlıyordum. ha sonra ne oldu da puştun elinde bayrak sallayanı oldu? şöyle düşünüyorum; önceleri, yaptığı pisliklerde hakettiği tepkiyi görmüyordu. ne zaman cemile de, çocuklar da ona hakettiği muameleyi yapmaya başladılar, o zaman ipler koptu işte, çünkü “onlar da bana böyle davranıyor” gibi bi mazereti oldu yaptıklarına. ondan sonra gözlerindeki pişmanlık kayboldu. (bunu 2-3 hafta önce yazmıştım, sonraki bölümlerde yine içinin cız ettiği anlar oldu ama karolin şırfıntısı şeyaptı onu da)

teyze gibi izliyorum dedim, tamam ama ali beni öyle bi hale getirdi ki, yapılanlar banaymışçasına öfkelendiğimi, kırıldığımı farkettim. (merhaba, dizi sektörü ekmeğini burdan yiyormuş meğersem.) zaten yapmak istediklerinin, ya da ne bileyim işte, olması gerekenin bu olduğunu düşündüğümden de beğeniyorum bu diziyi bu kadar. erkan petekkaya (böyle miydi lan), no offense ama resmen tiksindim senden bebeyim.

of neyse, çok uzadı bu ali mevzusu, şunu söyleyeyim, sürekli “oha, nasıl yapar bunu!” diyorum ama bundan 1000 kat beterini yapan ne babalar var. herhalde nispeten “düzgün” görünen bi adamın bunları yapması bu kadar şaşırtıyor beni. karısı ve çocukları dışındakilerle ilişkileri makul çünkü. öyle bi durumlar işte, ben de çözebilmiş değilim neden bu kadar şaşırdığımı.”

 

merak ettim o zamanlar ne düşündüğümü, çünkü son birkaç bölümdür inanılmaz etkiledi beni karakter. son zamanlarda izlediğim -baştan sona, gelişimi açısından- en iyisinin weeds/shane botwin olduğunu düşünürüm mesela ama ali kaptan’ı da çok beğeniyorum ben galiba ya. insan dizideki karakteri, kendisini yansıttığı için sever çoğunlukla ya hani, bunda tersi bi durum sözkonusu oldu artık bende. o kadar mantığa bağlayamıyorum artık. o kadar saçmalıyor. o kadar dağılmış. o kadar bilemiyor artık ya. beyni yandı adamın resmen. anlatamıyorum bile.

seviyorum işte, o kadar söylüyorum. klasik kapatayım o halde; “umarım bozmazlar yea”.